Kefalet Sözleşmesi Ne Zaman Geçerlidir? El Yazısı, Eş Rızası ve 10 Yıllık Süre
Kefalet sözleşmesinde yazılı şekil, el yazısıyla azami tutar ve tarih, eş rızası, müteselsil kefalet ve on yıllık süre hakkında güncel rehber

Bir gerçek kişinin verdiği kefaletin geçerli olabilmesi için sözleşmenin yazılı olması; kefilin sorumlu olacağı azami tutarın, kefalet tarihinin ve müteselsil kefalet varsa bu sıfatın kefil tarafından kendi el yazısıyla belirtilmesi gerekir. Evli kefil bakımından, kanuni istisnalar dışında, diğer eşin yazılı rızası sözleşmeden önce veya en geç sözleşme kurulurken alınmalıdır. Noter onayı genel bir geçerlilik şartı değildir ve zorunlu el yazısı unsurlarındaki eksikliği tek başına gidermez.
Kefalet, yalnızca bir belgeye imza atmak anlamına gelmez. Kefil, asıl borçlunun borcunu yerine getirmemesinin sonuçlarından alacaklıya karşı kişisel olarak sorumlu olmayı üstlenir. Bu nedenle sözleşmenin şekli, kefaletin türü, güvence altına alınan borç, azami sorumluluk ve süre birlikte incelenmelidir.
Kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartları nelerdir?
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 583. maddesi, gerçek kişi kefili korumak amacıyla nitelikli bir yazılı şekil öngörür. Temel kontrol listesi şöyledir:
- Kefalet sözleşmesi yazılı olmalıdır.
- Kefilin sorumlu olacağı azami miktar belirtilmelidir.
- Kefalet tarihi belirtilmelidir.
- Azami miktar ile kefalet tarihi kefilin kendi el yazısıyla yazılmalıdır.
- Müteselsil kefalet kararlaştırılıyorsa “müteselsil kefil” sıfatı veya aynı anlama gelen ifade kefilin kendi el yazısıyla belirtilmelidir.
- Evli kefil için gerekli olduğu hâllerde diğer eşin yazılı rızası zamanında alınmalıdır.
- Kefalet, mevcut ve geçerli bir asıl borca dayanmalı; gelecekte doğacak veya şarta bağlı borçta sorumluluk borç doğduğunda ya da şart gerçekleştiğinde gündeme gelmelidir.
Bu unsurlardan birinin eksikliği yalnızca ispat sorunu doğurmayabilir; kefaletin geçerliliğini etkileyebilir. Ancak eksikliğin bütün sözleşmeyi mi, belirli bir kefalet türünü mü etkilediği ve işlemin başka bir hukuki güvence olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği belgenin tamamına göre belirlenir.
Hangi bilgilerin kefilin el yazısıyla yazılması gerekir?
Kefilin yalnızca imza atması yeterli değildir. Kanun, üç konuda kefilin kendi el yazısını özellikle arar:
- Kefilin sorumlu olacağı azami miktar,
- Kefalet tarihi,
- Kefalet müteselsil ise bu sıfat veya aynı anlama gelen ifade.
Belgenin geri kalan bölümleri basılı olabilir. Fakat zorunlu unsurların yalnızca bilgisayarla yazılmış veya önceden basılmış olması, kefilin bunları okuyup imzaladığı gerekçesiyle el yazısı şartının yerine geçtiği anlamına gelmez.
Azami miktar neden önemlidir?
Azami miktar, kefilin sorumluluğunun parasal üst sınırını görünür hâle getirir. “Borçlunun bütün borçlarından sınırsız sorumluyum” benzeri belirsiz bir ifade, kanunun aradığı azami miktarın yerine geçmez. Para biriminin ve rakamın açıkça yazılması, sonradan doğacak uyuşmazlıkları azaltır.
Kefilin fiilî sorumluluğu her zaman belgeye yazılan limitin tamamı değildir. Asıl borcun miktarı, yapılan ödemeler, kefaletin kapsamı, faiz ve takip giderleri ayrıca hesaplanır; ancak kefalet nedeniyle talep edilebilecek toplam sorumluluk sözleşmedeki azami sınırı aşamaz.
Tarih sonradan doldurulabilir mi?
Kefalet tarihinin kefilin kendi el yazısıyla yazılması geçerlilik denetiminin temel parçalarındandır. Boş bırakılan bir tarih bölümünün daha sonra başkası tarafından doldurulması ciddi bir geçerlilik ve ispat uyuşmazlığı doğurabilir. Tarih, eş rızasının zamanını ve gerçek kişi kefaletindeki on yıllık azami süreyi belirlemek bakımından da önemlidir.
Kefalet sözleşmesinin noterde yapılması zorunlu mudur?
Türk Borçlar Kanunu, kefalet için genel olarak noterlikte düzenleme veya onaylama şartı getirmez. Kanundaki yazılı şekil ve el yazısı koşulları yerine getirildiğinde kefalet, ayrıca noter onayı bulunmadan da kurulabilir.
Noter onayı imzanın veya tarihin ispatını kolaylaştırabilir; fakat kefilin kendi el yazısıyla yazması gereken azami miktar, tarih ve müteselsil kefalet ifadesi eksikse bu eksikliği otomatik olarak tamamlamaz. Bu nedenle belge yalnızca “noter onaylı mı?” sorusuyla değerlendirilmemelidir.
Kefalette eş rızası ne zaman gerekir?
Türk Borçlar Kanunu’nun 584. maddesine göre eşlerden biri, mahkemece verilmiş ayrılık kararı veya yasal ayrı yaşama hakkı bulunmadıkça, kural olarak ancak diğer eşin yazılı rızasıyla kefil olabilir. Rıza, kefalet sözleşmesinden önce veya en geç sözleşmenin kurulduğu anda verilmelidir.
Sözleşme imzalandıktan sonra alınan onay, kanundaki zaman şartını karşılamayabilir. Eş rızası belgesinde hangi kefalete onay verildiğinin belirlenebilir olması; rızanın özgür iradeyle, yazılı ve zamanında verilmesi gerekir.
Her ticari kefalette eş rızası istisnası var mıdır?
Hayır. Kanunda ticaret siciline kayıtlı ticari işletme sahibinin, ticaret şirketi ortağı veya yöneticisinin işletme ya da şirketle ilgili vereceği bazı kefaletler ile sicile kayıtlı esnaf ve sanatkârın mesleki faaliyetiyle ilgili kefaleti gibi istisnalar bulunmaktadır. Bazı kamu destekli ve tarımsal krediler için de özel istisnalar düzenlenmiştir.
Bir kişinin şirket ortağı veya yöneticisi olması tek başına her kefaleti istisna kapsamına sokmaz. Kefaletin şirket veya işletmeyle ilgisi, kişinin imza tarihindeki sıfatı ve sicil kayıtları kontrol edilmelidir. Kişisel bir borç için verilen kefalet, yalnızca kefilin ticari sıfatı bulunduğu gerekçesiyle eş rızasından muaf sayılamaz.
Sözleşme sonradan değiştirilirse yeniden eş rızası gerekir mi?
Kefilin sorumlu olacağı miktarı artıran, adi kefaleti müteselsil kefalete dönüştüren veya kefil lehine güvenceleri önemli ölçüde azaltan değişikliklerde eş rızası konusu yeniden değerlendirilmelidir. Kanun, bu sonuçları doğurmayan sonraki değişiklikler için eş rızasının gerekmediğini belirtir.
Adi kefalet ile müteselsil kefalet arasındaki fark nedir?
| Konu | Adi kefalet | Müteselsil kefalet |
|---|---|---|
| Alacaklının kefile başvurması | Kural olarak önce asıl borçluya başvurulması gerekir. | Kanundaki koşullar varsa alacaklı asıl borçluyu takip etmeden kefile başvurabilir. |
| El yazısı koşulu | Azami tutar ve tarih kefilin el yazısıyla olmalıdır. | Azami tutar ve tarihe ek olarak müteselsil sıfat da kefilin el yazısıyla belirtilmelidir. |
| Risk düzeyi | İkincil nitelikte koruma daha belirgindir. | Kefile daha erken başvuru ihtimali bulunduğundan risk daha yüksektir. |
Adi kefalette alacaklı kural olarak önce asıl borçluya başvurur; ancak borçlu hakkında kesin aciz belgesi alınması, Türkiye’de takibin imkânsız veya önemli ölçüde güç hâle gelmesi, iflas ya da konkordato gibi kanuni durumlarda kefile doğrudan başvurulabilir.
Müteselsil kefalette ise borçlunun ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya borçlunun açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması hâlinde alacaklı kefile başvurabilir. Rehinlerin türü de başvuru sırasını etkileyebilir. Bu nedenle “müteselsil kefil” ifadesi yalnızca teknik bir etiket değildir; takip riskini önemli ölçüde değiştirir.
Kefilin sorumluluğu neleri kapsar?
Kefilin sorumluluğu, sözleşmede yazılı azami miktarla sınırlı olmak üzere asıl borcu ve Türk Borçlar Kanunu’nun 589. maddesinde belirtilen yan sonuçları kapsayabilir. Borçlunun kusur veya temerrüdünün kanuni sonuçları, borçluya karşı yürütülen takip ve dava giderleri ile sözleşmeye göre faizler bu kapsamda gündeme gelebilir.
Her masrafın otomatik olarak kefile yüklenebileceği kabul edilmemelidir. Alacaklının takip veya dava niyetini kefile zamanında bildirmesi, giderin hukuki dayanağı, kefalet sözleşmesinin kapsamı ve azami limit birlikte incelenir.
Gerçek kişinin kefaleti kaç yıl geçerlidir?
Bir gerçek kişinin verdiği her türlü kefalet, sözleşmenin kurulmasından itibaren on yıl geçmesiyle kendiliğinden sona erer. Kefalet belgesinde daha uzun bir süre yazılmış olsa bile, geçerli bir uzatma veya yeni kefalet bulunmadıkça gerçek kişi kefil yalnızca on yıllık süre doluncaya kadar takip edilebilir.
Süre uzatılacaksa kefilin, kefalet sözleşmesinin şekline uygun yazılı açıklaması gerekir. Uzatma en erken mevcut kefaletin sona ermesinden bir yıl önce yapılabilir ve azami on yıllık yeni bir dönem için geçerli olabilir.
Bu on yıllık sınır, gerçek kişi kefaletine ilişkindir. Ayrıca belirli süreli kefalet, kararlaştırılan sürenin sonunda; asıl borç ise hangi sebeple olursa olsun sona erdiğinde kefalet de sona erebilir. Borcun yenilenmesi, yapılandırılması veya limit artışı gibi işlemler mevcut kefaletin kapsamını kendiliğinden genişletmez.
Süresiz kefaletten çıkmak mümkün müdür?
Süreli olmayan kefalette kefil, asıl borç muaccel olduktan sonra kanundaki koşullarla alacaklıdan borçluya karşı dava ve takip haklarını bir ay içinde kullanmasını, varsa rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takibe geçmesini ve takibi sürdürmesini isteyebilir. Alacaklı bu istemi yerine getirmezse kefilin borçtan kurtulması gündeme gelebilir.
Gelecekte doğacak bir borca kefalette ise borçlunun mali durumu kefaletten sonra önemli ölçüde bozulmuşsa veya kefalet sırasında varsayılandan çok daha kötü olduğu ortaya çıkmışsa, borç doğmadan önce yazılı bildirimle kefaletten dönme imkânı bulunabilir. Bu durumda alacaklının kefalete güvenmesi nedeniyle uğradığı zararın giderilmesi gerekebilir.
Belgenin adının “garanti” olması kefalet hükümlerini kaldırır mı?
Her zaman değil. Türk Borçlar Kanunu’nun 603. maddesi, gerçek kişilerin üçüncü kişinin borcuna kişisel güvence vermek amacıyla başka ad altında yaptıkları sözleşmelere de kefaletin şekli, kefil olma ehliyeti ve eş rızası hükümlerinin uygulanmasını öngörür.
Bir belgenin başlığında “garanti”, “müşterek borçlu”, “teminat veren” veya başka bir ifade kullanılması tek başına hukuki niteliği belirlemez. Yükümlülüğün asıl borca bağlı olup olmadığı, güvence verenin bağımsız bir borç mu üstlendiği ve tarafların gerçek amacı sözleşmenin bütünü üzerinden değerlendirilir.
Kefalet belgesi incelenirken hangi noktalar kontrol edilmelidir?
- Asıl borçlu, alacaklı ve kefilin kimlikleri açık mı?
- Hangi borcun güvence altına alındığı belirlenebilir mi?
- Azami miktar ve para birimi kefilin el yazısıyla yazılmış mı?
- Kefalet tarihi kefilin el yazısıyla belirtilmiş mi?
- Müteselsil kefalet varsa bu sıfat kefilin el yazısıyla yazılmış mı?
- Kefilin imzası ile el yazısı kayıtları aynı belge üzerinde mi?
- Eş rızası gerekiyorsa sözleşmeden önce veya sözleşmeyle aynı anda alınmış mı?
- Eş rızası istisnasına dayanılıyorsa ticaret veya esnaf sicili ile işlemin mesleki bağlantısı doğrulanmış mı?
- Sözleşme tarihi üzerinden on yıl geçmiş mi; uzatma varsa şekle ve zamana uygun mu?
- Asıl borçta ödeme, ibra, yenileme, yapılandırma veya sona erme bulunuyor mu?
- Talep edilen faiz ve giderler azami limit ile kanuni kapsam içinde mi?
Sık sorulan sorular
Kefalet sözleşmesinde yalnızca imza yeterli midir?
Hayır. Gerçek kişi kefilin azami sorumluluk miktarını ve kefalet tarihini; müteselsil kefalet varsa bu sıfatı da kendi el yazısıyla belirtmesi gerekir.
Eşin sonradan onay vermesi kefaleti geçerli kılar mı?
Genel kural olarak rıza, sözleşmeden önce veya en geç sözleşme kurulurken verilmelidir. Sonradan verilen onayın eksikliği geçmişe dönük olarak giderdiği varsayılmamalıdır.
Şirket ortağı kefil olurken eş rızası aranır mı?
Şirket ortağı veya yöneticisinin şirketle ilgili kefaletleri kanuni istisna kapsamında olabilir. Ancak kişinin sıfatı ve kefaletin şirket faaliyetiyle bağlantısı doğrulanmadan genel bir istisna sonucu çıkarılamaz.
Kefalet on yıl sonra otomatik olarak biter mi?
Gerçek kişinin verdiği kefalet, kural olarak kurulduğu tarihten on yıl sonra kendiliğinden sona erer. Kanundaki şekil ve zaman koşullarına uygun uzatma veya yeni kefalet varsa sonuç değişebilir.
Asıl borçlu borcu öderse kefile takip yapılabilir mi?
Asıl borç tamamen sona ermişse kefalet de sona erer. Kısmi ödeme varsa kefilin sorumluluğu kalan borç ve kefalet kapsamına göre yeniden hesaplanmalıdır.
Kefil borcu öderse parasını asıl borçludan isteyebilir mi?
Kefil, alacaklıya ödeme yaptığı ölçüde kural olarak alacaklının haklarına halef olur ve asıl borçluya rücu edebilir. Ödemeyi borçluya bildirmemesi ve borçlunun da aynı borcu bilmeden yeniden ödemesi gibi durumlar rücu hakkını etkileyebilir.
Sonuç
Kefalet sözleşmesinin geçerliliği, yalnızca belgenin imzalanmış olmasına veya noter onayına bağlı değildir. Azami miktar, tarih ve gerekiyorsa müteselsil kefalet sıfatının kefilin el yazısıyla yazılması; eş rızasının zamanında ve yazılı alınması; güvence altına alınan borcun belirlenmesi ve gerçek kişi kefaletindeki on yıllık sürenin kontrol edilmesi gerekir. “Garanti” veya “müşterek borçlu” gibi farklı başlıklar da işlemin gerçek niteliğine göre kefalet korumalarına tabi olabilir.
Kaynaklar
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki mütalaa niteliği taşımaz. Mevzuat ve içtihat değişebilir; somut durumunuz için belgeleriniz üzerinden değerlendirme yapılması gerekir.

